T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Çorum İl Sağlık Müdürlüğü

T.C. Sağlık Bakanlığı
Çorum İl Sağlık Müdürlüğü

Facebook Twitter Google Plus Linkedin

Çölyak Hastalığında Beslenme

Güncelleme Tarihi: 04/05/2020

             haber491_kapak.png

     Çölyak hastalığı (ÇH), günümüzde en sık rastlanan besin intöleranslarından biridir. Çölyak hastalığı hakkında doğru bilgiye ulaşma, komplikasyonların önlenmesi, tıbbi beslenme tedavisinin uygulanması son derece önemlidir. Bu konuda ülkemizde ve dünyada önemli çalışmalar yürütülmektedir. 9 Mayıs  Dünya  Çölyak Gününde bu konuya dikkat çekmek amaçlı hem ülkemizde hem de dünyada çeşitli farkındalık oluşturma etkinlikleri düzenlenmektedir.

ÇÖLYAK HASTALIĞI NEDİR?

Genetik yatkınlığı olan bireylerde buğday, arpa ve çavdar gibi tahılların içerdiği gluten adlı proteinin tetiklediği, kronik bir ince bağırsak hastalığıdır. Hastalığın sıklığı coğrafi farklılıklar göstermektedir. En yüksek görülme sıklığı Türkiye, Batı Avrupa, Kuzey Amerika, Avusturalya gibi buğdayın beslenmede önemli yer tuttuğu ülkelerdir.

Çölyak, yetişkinlik ve yaşlılık dönemi dahil olmak üzere, her yaşta ortaya çıkabilecek bir hastalıktır.

 Çölyak hastalığı tanı öncesi yüksek morbidite ve mortaliteye neden olurken, tanı konulduktan sonra hastalık olmaktan çıkarak bir yaşam biçimi haline gelmektedir.

ÇÖLYAK HASTALIĞI İLE BİRLİKTE NELER MEYDANA GELİR?

Hastalar gluten içeren bir besin tükettiklerinde ince bağırsaklarındaki emilime yardımcı yapılar zarar görür. Bunun nedeni glutene karşı oluşan vücudun kendi bağışıklık sisteminin verdiği normal dışı  tepkidir. Zarar gören villuslar temel besin öğeleri olan protein, karbonhidrat, yağ, vitamin, mineraller ve bazı durumlarda da su ve safra tuzu emilimini etkili bir şekilde gerçekleştiremez. Eğer bu hastalık tedavi edilmezse; ince bağırsağın hasarı kronikleşir ve bu durum da yaşamı tehdit edebilir. Ayrıca hem besinsel hem de bağışıklıkla ilişkili hastalıkların riski artabilir.

ÇÖLYAK TEŞHİS VE TEDAVİSİ

Çölyak hastalığı teşhisi zor olan bir hastalıktır. Çünkü belirtiler çoğunlukla ilişkili bir başka rahatsızlığı da düşündürmektedir. Örneğin erken osteoporoz, kansızlık, teşhis edilmemiş laktoz alerjisi gibi hastalıklarla benzer belirtiler gösterdiğinden karıştırılabilir.

Çölyak hastalığı olan çocuklarda özellikle karın ağrısı, karında şişlik, ishal, huzursuzluk, iştahsızlık, enfeksiyonlarda artma, gelişme geriliği, kusma, kilo alamama, boy uzamasında yavaşlama gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Yetişkinlerde görülen belirtiler ise karın bölgesinde öne doğru şişlik, yaşa göre kilo azlığı, kas zayıflığı, kansızlık, dışkıda anormallik,  büyük tuvalet ihtiyacının artması, ishal, kusma, bezginlik , eklem ve kemik ağrıları ve  ciltte kaşıntılı döküntüler olarak karşımıza çıkar.

Çölyak hastalığının insan sağlığı üzerinde önem taşıyan birçok değişime neden olmasından dolayı doğru teşhisi çok önemlidir. Çölyak hastalığına kendine özgü kan testleriyle ön tanı konmakta ancak kesin tanı ince bağırsak biyopsisi ile konmaktadır. 

TEDAVİSİ

Çölyak hastaları için tek etkin tedavi yöntemi gluten içermeyen diyetin uygulanmasıdır. Çölyak hastalığının tedavisinde, daha az bilinen çeşitler de dahil olmak üzere, tüm buğday türevlerini içeren yiyecekler diyet harici tutulur. Az miktarda glutenin bile zarar verebileceğini göz önünde bulundurmak çok önemlidir. Çeşitli ürünler içerisinde glutene rastlamak mümkün olduğu için marketteki gıdaların içeriklerine dikkatlice bakılmalıdır. Tek etkin tedavi yöntemi olduğundan glutensiz diyet yaşam boyu sürdürülmelidir. Diyete başlanılmasıyla 24 saatte klinik bulgular düzelir, iştah açılır, birkaç ayda kilo alımı olur, 3-14 gün içinde bağırsak mukozasında hasarın ilerlemesi önlenir ve çocuklarda 3-6 ay, yetişkinlerde 1-2 yıl süreyle tamamen iyileşmesi ve emilimin başlaması gerçekleşir.

GLUTENSİZ DİYET NEDİR?

Glutensiz diyet; buğday, çavdar, arpa ve yulaf içeren tüm gıdalardan (hububat, makarna ve birçok işlenmiş gıda) tüketmemek anlamına gelir. Mısır, patates, pirinç, soya unu zararsızdır. Et, meyveler ve sebzeler gluten içermez.

Çölyak hastalarının besinlerdeki glutene hassasiyet düzeyleri farklılık göstermektedir. Bazı hastalar eser miktardaki gluteni tolere edemezken,diğerleri daha büyük miktarlarda glüteni tolere edebilmektedirler. Günümüzde çölyak hastaları için "glutensiz gıdalar" olarak adlandırılan özel bir gıda kategorisi altında glutensiz fırın ürünleri üretilmektedir. Bunlar doğal olarak gluten içermeyen pirinç, mısır ve soya unu ile guar veya amaranttan hazırlanan bisküvi vb ürünleri içermektedir.

Çok az miktarda gluten bile glutensiz diyet uygulayan kişiler için tehlike unsurudur. Havadaki un, partikül bulaşmış mutfak araç ve gereçlerinin kullanılması ve yetersiz temizlik glutensiz ürünlerin çapraz bulaşmasının başlıca nedenleridir. Bu yüzden mutfakta yemek hazırlarken çok dikkatli olmalıyız.

MUTFAKTA NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Yemek pişirmeye başlamadan önce mutfak tezgâhlarının, mutfak aletlerinin, fırının, fırın tepsilerinin, çırpma telinin, yemek kaşıklarının vs. İyice temizlenmesi gerekir.

Bulaşık bezlerinde, süngerlerde ve el bezlerinde gluten (un tozu, vs.) kalmamasına dikkat edilmelidir.

Tahta mutfak aletleri (kesme tahtaları, yufka açma tahtaları, kepçe ve diğerleri) sadece gluten içermeyen yiyeceklerin hazırlanması için kullanılmalıdır, çünkü bu aletlerin temizliği kıvrımlarından ve ek yerlerinden dolayı zordur. Ayrıca elle veya bulaşık makinesinde özenli şekilde yıkanmasına dikkat edilmelidir.

Ekmek ve pasta pişirme kapları, pasta tepsileri ve fırın tepsileri renkli olmalı veya üzerine etiket yapıştırılmalıdır. Fırın kalıplarına ve fırın tepsilerine pişirme kağıtlarının konulması uygundur.

Un ve pasta mamulleri (kabartma tozu, maya, susam, haşhaş, vs.) gibi gluten içermeyen gıda maddeleri daima çok iyi paketlenmiş olarak gluten içerikli gıda maddelerinden ayrı olarak üst raflarda muhafaza edilmelidir.  

Unla veya galeta unuyla kaplanmış yiyeceklerde kullanılmış olan kızartma yağları tekrar kullanılmamalıdır.

Glutenli makarna pişirmede kullanılmış olan su tekrar kullanılmamalıdır

SONUÇ OLARAK;

Tanı konulduktan sonra çölyak artık bir hastalık olmaktan çıkıp yaşam şekli haline dönüşür. Hastalarla birlikte aile bireylerine de beslenme eğitimi verilmesi diyete uyumu sağlamada etkilidir.Günümüzde glutensiz unlar ve bundan yapılmış hazır ürünlere market ve eczanelerden ulaşılabilmektedir.