​ 3 MART DÜNYA KULAK VE İŞİTME GÜNÜ
03 Mart 2023

 

Telefonun icadı ile tanına Alexander Graham Bell aslında sağırların sessizliğini ortadan kaldırmaya çalışmıştır. İşitme engelli annesinin ve eşinin duyamadığı sesleri kaydetmeyi başaran Bell işitme kayıpları üzerine sayısız çalışmaları bulunmaktadır. İskoçyalı bilim adamının işitme engelliler için yapmış olduğu çalışmalarından dolayı ünlü bilim adamına itafen doğum yılı olan doğum yılı olan 3 Mart 1947 tarihi, Dünya Kulak ve İşitme Günü olarak kutlanmaktadır.

Her yenidoğan bebek ve çocuğun işitebilmesi ve konuşmayı öğrenebilmesi, onun en temel hakkıdır. İşitme kayıpları, çocuğun ana diline özgü sesleri oluşturarak konuşmasını geciktiren ve bozan en önemli faktördür. İşitme kaybıyla doğan ya da doğduktan sonra herhangi bir nedenle işitme kaybı yaşayan çocuklar, vaktinde teşhis edilir ve rehabilitasyon programlarına alınırlarsa, gelişimlerinde yetersizlik yaşamazlar. Burada bahsedilen gelişim yetersizlikleri; psikolojik ve sosyal gelişimin yanı sıra, çocukların eğitim hayatlarını da olumsuz olarak etkileyebilecek yetersizliklerdir.

Bu açıdan bakıldığında, işitme kaybının erken teşhisi büyük önem taşımaktadır. Özellikle ilk 2 yaşta gelişimin büyük ölçüde tamamlandığı işitme ve konuşma fonksiyonumuzun değerlendirilmesi ve varsa işitme kaybının, özellikle ilk 6 aydan önce belirlenip müdahale edilmesi, çocuğun işitme ve konuşma engelli bir birey olmaktan çıkıp topluma normal bir birey olarak kazandırılmasını sağlamaktadır.

Son yıllarda ülkemizde de oldukça yaygın ve başarılı bir şekilde uygulanan “ Ulusal İşitme Tarama Programı” ile yeni doğan ve okul çağı döneminde bu sorun gelişmiş odyolojik testler ile belirlenebilmekte ve sorunu olan bireylerde klasik işitme cihazı veya gelişmiş koklear implant uygulamaları ile işitmenin düzeltilmesi sağlanabilmektedir.

İstatistiklere göre yenidoğan her 1000 bebekten 1 ila 3’ü işitme kaybıyla doğmaktadır. Çocukluk döneminde geçirilen hastalıklar, kulak enfeksiyonları, kazalar ve kullanılan bazı ilaçlar nedeniyle bu oran binde 6’ya çıkmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü işitme kaybına yol açan faktörlerin % 60’si önlenebilir olduğunu bildirmektedir. Önleyici tedbirler arasında; çocukların yenidoğan döneminde işitme taramalarından geçmesi, özellikle kızamık, menenjit, kabakulak ve kızamıkçık aşılarının olunması, tüm yaş dönemlerinde ototoksik (iç kulağa zarar verici) ilaç kullanımından kaçınılması veya doktor kontrolünde uygulaması, özellikle çocukluk çağında karşılaşılan orta kulak iltihabı için erken ve etkin tedavilerin yapılması ile yüksek sese maruz kalınan ortamlardan kaçınılması sayılabilir. Özellikle tüm çocukların yenidoğan ve okul öncesi dönemde, işitme testi ile değerlendirilmesi önemlidir. İşitme kaybı, kulak tıkacı (serumen) veya kulakta sıvı birikmesi gibi rahatsızlıklarda basit medikal veya cerrahi uygulamalar ile düzeltilebilir sorunlardan kaynaklanabilir. Bu sorunların çözümü ile ileride gelişebilecek kalıcı işitme kaybı ve konuşma bozukluklarının önüne geçebilir. Bu tip basit sorun ve çözümlerine rağmen, söylenilenleri sıklıkla tekrar ettirmek, televizyon sesini çok açmak, telefon konuşmalarının anlaşılmasında zorlanmak, ortam gürültüsü varlığında işitmede güçlük çekmek, karşısındakinin söylediğini yanlış anlamak, kulaklarda çınlama ve uğultu gibi şikayetlerin varlığı mutlak kulak burun boğaz hekimine başvurulması gerekliliğini gündeme getirir.