DİYABET VE AİLE
15 Kasım 2018

  DİYABET VE AİLE

Dünya Diyabet Günü 2018 ve 2019 yılları teması Diyabet ve Aile’dir.

Uluslararası Diyabet Federasyonu bu iki yıllık temayı diyabet ile ilgili mevcut stratejik planları en iyi şekilde sürdürmek ve diyabet kampanyasına ilişkin planlama, geliştirme, katılım ve tanıtımı kolaylaştırmak için seçmiştir.

Bu yılki kampanyanın aile temasının seçilmesinin amacı;

  • Diyabetin aile üzerindeki etkisi konusunda farkındalık yaratmak ve bu hastalıktan etkilenen aileleri desteklemek,
  • Diyabetin yönetimi, bakımı, önlenmesi ve eğitiminde ailenin rolünü desteklemektir.

Diyabet Her Aileyi İlgilendirir

Günümüzde 425 milyondan fazla insan diyabetle yaşamaktadır. Bu bireylerin çoğu; düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı ve dengeli beslenme ve sağlıklı yaşam ortamlarının teşvik edilmesi yoluyla hastalığa yakalanma riskinin büyük oranda önlenebilir olduğu Tip 2 diyabetli bireylerdir.

Ailelerin, Tip 2 diyabet için değiştirilebilir risk faktörlerini önlemede kilit rolü vardır ve sağlıklı bir yaşam tarzını yaşamak için eğitim, kaynaklar ve uygun ortamlarla desteklenmelidirler.

Hala diyabetle yaşayan 2 kişiden 1 ‘i tanı almamıştır ve bu bireylerin çoğu Tip 2 diyabetlidir. Diyabetin komplikasyonlarını önlemek ve sağlıklı sonuçlara ulaşmak için erken tanı ve tedavi önemlidir. Tüm aileler diyabet hastalığından potansiyel olarak etkilenmektedir ve bu nedenle her tür diyabet için belirti, semptom ve risk faktörleri hakkında farkındalık erken teşhis etmede hayati öneme sahiptir.

Ayrıca diyabet bireyler ve aile için pahalı olabilmektedir. Birçok ülkede, insülin enjeksiyonu ve günlük izlemenin maliyeti, bir ailenin ortalama gelirinin yarısını tüketmektedir ve temel diyabet ilaçlarına düzenli ve ekonomik erişim yeterli değildir. Bireyler ve aile için artan maliyeti engellemek için uygun fiyatlı diyabet ilaçlarına ve bakımına erişimin iyileştirilmesi acilen gerekmektedir.

Her 4 aile üyesinden 1'inden azı diyabet eğitim programlarına erişebilmektedir. Diyabet bakımında aile desteğinin, diyabetli insanlar için sağlık sonuçlarının iyileştirilmesinde önemli bir etkiye sahip olduğu kanıtlanmıştır. Bu nedenle diyabetli bireyler ve aileleri için yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilecek bu hastalığın duygusal yöndeki olumsuz etkisini azaltmak amacıyla sürekli diyabet tedavisi ve desteğinin erişilebilir olması önemlidir.

Ülkemizde Diyabet

Sağlık Bakanlığı karar destek sistemi verilerine göre 2017 yılında 5.574.048 (%7.8) tanı alan diyabetli birey bulunmaktadır.

2011 yılından itibaren T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından toplumda diyabet farkındalığını arttırarak, gelecek nesilleri diyabetten korumayı ve tanı alan hastalara sunulan diyabet bakım kalitesinin yükseltilmesini, komplikasyonların ve diyabete bağlı ölümlerin azaltılmasını amaçlayan  “Türkiye Diyabet Programı 2015-2020”  uygulanmaktadır.

 “Türkiye Diyabet Programı 2015-2020”de diyabet hastalığı ile ilgili genel bilgiler özetlenmiş, diyabetin Dünya’da ve Türkiye’de mevcut durumu ortaya konmuş ve diyabetle etkin mücadele edilebilmesi için ulaşılması gereken 5 amaç belirlenmiştir. Bu amaçlar;

  • Etkin diyabet yönetimi için politika geliştirmek ve uygulamak,
  • Diyabetin önlenmesini ve erken tanı konmasını sağlamak,
  • Diyabet ve komplikasyonlarının etkin tedavisini sağlamak,
  • Çocukluk çağında diyabet bakım ve tedavisini geliştirmek,
  • Tip 2 diyabet ve obeziteyi önlemek ve diyabet ve diyabet programını etkin izlemek ve değerlendirmektir.

Ayrılmış:         Diyabet Nedir?

           Diyabet (şeker hastalığı), pankreas adı verilen organ içinde, insülin salgılayan beta hücrelerinin herhangi bir nedenle sayısında ya da işlevlerinde (fonksiyonlarında) azalma sonucu gelişen kan şekeri yüksekliğinin söz konusu olduğu bir hastalıktır. Bölgelere göre değişmekle birlikte ülkemizde ortalama %7 oranında diyabetli bulunmaktadır. Diyabetin sınıflaması en son kabul edilen şekle göre;

  • Tip 1 diyabet,
  • Tip 2 diyabet,
  • Gebelik (Gestasyonel) diyabeti,
  • Diğer sebeplere bağlı (ilaç kullanımına, hormonal bozukluklara, v.b) olarak belirlenmiştir.

       Tip 1 Diyabet

              Vücudumuzun enerji ihtiyacı yiyeceklerimizdeki temel besin öğeleri karbonhidrat, protein ve yağlardan sağlanır. Emilebilmek için en küçük besin öğelerine ayrılan bu besin öğelerinin en önemlisi ‘glikoz’ adı verilen basit şekerdir. Glikoz, başta beyin olmak üzere vücudun tüm organlarının önemli enerji kaynağıdır. Hücreler ihtiyacı olan glikozu pankreastan salgılanan insülin hormonu yardımıyla kullanır, glikoz hücrelere enerji vermek amacıyla insülin sayesinde giriş yapabilirler. İnsülin olarak bilinen bu hormon vücutta yapılamaz ise glikoz enerji olarak kullanılamayacaktır. İnsülin hormonunun mutlak eksikliğine bağlı olarak meydana gelen klinik tabloya Tip 1 diyabet denir. Her yaşta görülebildiği gibi, sıklıkla çocukluk ve gençlik yaşlarında başlar. ülkemizde diyabetli hastaların %10’u bu tip şeker hastasıdır. Tip 1 diyabet, bağışık sisteminin herhangi bir nedenle (virüs, ilaç, aşılanma, fizik veya psişik stres v.b) normalden sapması sonucu insülin yapımını üstlenen pankreas beta hücrelerinin tahribi sonucu gelişir. Bu tahribat %80’in üzerine ulaştığında hastalık belirtileri ortaya çıkmaya başlar

Tip 1 Diyabet için Kimler Daha Yüksek Risk Taşır?

  • Anne, baba kardeş gibi birinci derecede yakın akrabalarında Tip 1 diyabet olanlarda,
  • Çok sayıda Tip 2 diyabetli yakını olanlarda,
  • Gebelik sırasında diyabet ortaya çıkan kadınlarda daha yüksektir.

Tip 1 diyabetin belirtileri;

Çok idrar yapmak (özellikle geceleri) ,Çok su içmek, zayıflamak, bulantı,kusma, yorgunluk,karın ağrısı, derin solunum, nefesinde aseton kokusu, dalgınlık, kilo kaybı, ağız kuruluğu, ciltte kuruluktur.

Tip 1 diyabetin tedavisinde ;değişmez kurallar eğitim, dengeli beslenme düzeni, egzersiz ve insülin tedavisidir. Bu tip şeker hastalığında insülin kullanmak bir zorunluluktur.

 Tip 2 Diyabet

       Herkeste, her yerde, her yaşta  görülen diyabet tipi olup başlangıç döneminde pankreas yeterli miktarda insülin salgıladığı halde salgılanan insülinin hücreler tarafından kullanılamaması söz konusudur. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde pankreastan insülin salgılanması yetersiz hale gelir. Bu tip diyabette uzun yıllar klinik olarak bir belirti görülmeyebilir. Araya giren bir enfeksiyon, stres, ameliyat, gebelik veya fazla kilo alınması diyabeti klinik olarak ortaya çıkarabilir. Ailesinde diyabetli olanlar, şişman kişiler, 4 kg’dan daha ağır bebek doğuran kadınlarda Tip 2 diyabet görülme riski daha fazladır.

 Tip 2 diyabetin belirtilerinin ;

Bu gruptaki diyabetliler de aşırı idrara çıkma, çok su içme, iştahlarının iyi olmasına rağmen kilo kaybından, halsizlikten yakınabilirler. Kimi durumlarda görme bozuklukları, cilt yaralarının geç iyileşmesi, ciltte kuruluk, kaşıntı, sık sık enfeksiyon gelişmesi (özellikle idrar yolu enfeksiyonu) ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, kadınlarda vajinal akıntı, kaşıntı yakınmaları gelişebilir. Derin solunum, soluğun aseton kokması, dilde kuruluk, uyku hali bu tip diyabette de (Tip 2 diyabette de) komanın belirtileri olup hemen hastaneye başvurmayı gerektirir. 

      Tip 2 diyabet tedavisinin esasları ise yine beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi, egzersiz ve diyabet eğitiminden oluşur. Eğer bu tedavi planı ile kan şekeri düzeyleri normal sınırlar içinde tutulamazsa ağızdan hap olarak alınan ilaçlar tedaviye eklenir. Ancak bazı hastalarda kan şekeri düzeyini normal sınırlar içinde tutabilmek için geçici veya kalıcı süreyle insülin tedavisine ihtiyaç duyulabilir. İnsülin tedavisinin kalıcı süre ile uygulanması zorunluluğu hastanın pankreasındaki hücrelerin yeterli miktarda insülin üretememesine bağlıdır. Diyabet eğitimi, diyabetlinin ve yakınlarının diyabete, bulgularına beslenme, egzersiz, ilaç ve/veya insülin tedavisine, kısa dönemde ve uzun dönemde diyabete bağlı gelişen komplikasyonlara, kendi kendini takip ve kan şekerini ölçmeye ait bilgileri öğrenmesini ve günlük yaşamda uygulamasını içermektedir. Kısacası, diyabet eğitimi diyabet tedavisinin olmazsa olmazıdır. Diyabette beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesinin amacı diyabetli bireyin hayatı boyunca uyum gösterebileceği en ideal beslenme programını oluşturarak kan şekeri düzeylerinin normal sınırlar içinde tutmak, ideal vücut ağırlığını sağlamak ve korumaktır. Egzersizde dikkat edilecek en önemli husus ise kişiye uygun aktivite tipi programının diyabetlinin hekimi ile birlikte komplikasyonları da göz önünde bulundurularak oluşturulmasıdır.